Günlüklerimden (sibernetik ben)

Günlüklerimden (sibernetik ben)

   

Hüseyin kalfa geldi bu gün görüşe. Müdürden özel izin almış. Kafasında ne sıkıntılar var bilmiyorum ama dükkanla ilgili sorunları vardır muhakkak.”kasap et derdinde koyun can derdinde” derler ya hani. İşte öyle. Ben ne dertteyim Hüseyin ne dertte. Yine de sevindim, bir değişiklik oldu en azından benim için.

Kaloriferlerde geçen geceden beridir yanmıyor. Yakıt bitmiş. Kalın kapşonumla yazıyorum bu yazıları. Dizlerim üşüyor. Ağrımadık yerim yok. Midem çok fena. Gaz yapıyor sürekli. Rahmetli babamın kanser olan midesi geliyor aklıma.. Yoksa bende mi diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Sağ ve sol böbreklerim sancıyor.Ya üşüttüm ya da kendimi fazla dinliyorum galiba…

 

Birkaç gündür fazla yalnızım.Öyle sıradan bir yalnızlık değil bu.Kahredici, ağlatıcı bir yalnızlık, zindansı bir yalnızlık. Yanımda arkadaşlarım var.Onlarla konuşuyorum. Birlikte yemek yiyorum.Yatıyorum. namaz kılıyorum. Öfkeleniyorum. Seviniyorum. Bu benim yalnızlığıma çözüm olmuyor ki. Onlar hep kendilerini konuşuyorlar. Kendi yalnızlıklarını. Ben onlarla konuşurken bile yalnızım…

 

Bir tek beni anlayan, benimle aynı şeyleri paylaşan, acılarıma merhem olacak olan beynimdeki ben. O uçsuz, bucaksız, bitmez karanlık dehlizlerin bilmem hangi koridorunda kalmış olan ben. Bu gün ona bir yakıştırma buldum. “Sibernetik ben”. Enerjisi bitince kalakalan yapay insan. Proğramlanmış bilgisayar gibi bir şey sibernetik insan.Benim sırdaşım o işte. Sibernetik ben olan öteki tarafım. İlahi enerjiyle çalışıyor. Meşalesi ise voltajı olan inancım. Birkaç gündür sibernetik benimin ne enerjisi var ne de meşalesinin voltajı. Denemiyor değilim enerji gereksinimini  gidermeyi  ama öyle kolay değil. Çalmak adet olsa bir yolunu bulup çalacağım ama nafile. Burada yalanların, aldanmışlığın, aldatmanın imkanı yok. Farklı bir hayat burası. Kendini kendine karşı ne ile aldatacaksın. Her şey o kadar açık şeffaf ve belgeli ki…

 

Hz. Yusuf’un zindanını şimdi çok iyi anlıyorum. Yusuf kendi sibernetik beniyle hep birlikteydi. İlahi enerji onda hiç eksik değildi. Ve meşalesi de hiç sönmemişti. Benimki gibi zavallı birisi ise Promete’nin göklerden ateş çalması gibi, ilahi enerjiden bir yudum kapabilmek, sibernetik beniyle iki adım yoldaşlık edebilmek için, ne kontrastyonlara girmek zorunda. Ah bir bilseniz o ilahi enerjiyi beynine taşımanın ne kadar zor olduğunu benim için…

 

Hani bazen o enerjiyi bolca kapabildiğim saatlerde olmuyor değil.Teşbihte hata yoktur. Esrar çekmiş insanlar gibi sibernetik  benimle geziyorda geziyoruz o saatlerde. Ne kadar çabuk ve acele konuşuyorum o vakitler zaman bitecek diye. Size tarif edemem o anların mutluluğunu, rahatlığını. Zindan zindan olmaktan çıkıyor o an. Zaman diye bir mefhum kalmıyor. Bu halimle yıllarca kalabilirim diye düşünüyorum kendi kendime. Dönüş O’na değil mi sonunda. Fakat ben yoruluyorum  koşmaktan. Sibernetik benim ayakta ama benim dinlenmem gerekiyor.Ayrılıyoruz. Ben seni yine bulurum diyorum. Ve bir dehlizde onu bırakıp  sıcacık yatağıma dönüyorum. Gülerek, şükürler ederek, ilahi enerjiyi kaybetmemek ümidiyle o gecem başlıyor. Karanlıklar içinde o yıldız senin bu yıldız benim uçaraktan  dalıp gidiyorum….

 

25 ocak 2001 Perşembe 22.30

Mehmet DALKANAT

Son Güncelleme (Perşembe, 09 Ekim 2008 18:43)

 
Yazar: Mehmet DALKANAT

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Yazar bilgileri: мєнмєт Dคℓкคηคт

Bu yazar simdiye kadar 142 eser ekledi.daha fazla bilgi icin yazar bilgilerine gidiniz.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÜYELİK GİRİŞİ

KÖŞE YAZARLARIMIZ
мєнмєт Dคℓкคηคт
мєнмєт Dคℓкคηคт
maviiklimler yönetimi
maviiklimler yönetimi
Gelismis Istatistikler
Toplam Üye:2421
Aktif Üyeler:2415
Son Üyemiz:MichaelSobre
Son Ziyaretçi:nursen
İçerik:24691
İçerik Okunma:24157651
RADYO MAVİİKLİMLER
Günün Sözü
Kadının en büyük vazifesi analıktır.
M. K. Atatürk -

Friends Online