ESKİ YAZLIK BİR SİNEMADA

 __ESKİ YAZLIK BİR SİNEMADA UNUTULMUŞ HALA YANAN BİR MUM__

 

 

     Yepyeni bir güne ve yepyeni bir gülüşe selam dostlar Bundan böyle bu satırlarda sizlerle paylaşacağımız çok şeyler olacak    Bugün hafif yağmur vardı yaşadığım şehirde. Yalın ve gözleri uzaklara daldıran bir yağmur…Yürüdüm dostlar mezun olduğum Atatürk Kız Lisesinin o tarafta, ben bebekken geldiğimiz Yazlık Emek sinemasının olduğu yerlerde…  

Bir mum gördüm Hala bir afişte yanan…

    

AHH ahh nerde o eski yazlık sinemalar Bu iç çekişi çok duymuşsunuzdur değil mi sevgili okuyucularım…

    

Gerçektende teknolojinin ilerlemesiyle beraber kapanan yazlık sinemaları kim özlemez ki… Konya da 1970 yıllarında ben bebekken çok faal olan ve gözde olan bu sinemaların kapanışı aslında bence çok büyük bir kayıp…

    Sordum da annemlere isimlerini bile ezberimde tuttuğumu şu an fark ediyorum ---Park sineması---- -----Emek sineması--- Zafer sineması ---yazlık olanların isimleri öğrendiklerim .

    Ve o sinemalarda hayal gibi hala sanki orada olmayan bir perdede hala oynayan gölgeler gördüm sanki…  

Ediz hun ve Hülya koç yiğitten –Samanyolu ---

 Gülşen Bubik oğlu ve Tarık Akandan –yüz lirayla evlenilmez---

 Sadri alışık – Zeynep Değirmenci oğlu(nam-ı diğer Ayşecik)  ve Sema Özcan – gelinlik kızlar ---

Filiz Akın ve Ayhan Işıktan--- karlı dağdaki ateş---

 Ayşeciğin, Ömerciğin ve Sezerciğin enfes filmleri… Hepsinin gölgeleri duruyor sanki..  Tabiî ki ilerleyen teknoloji ve T V lerde izlenecek alternatiflerin çoğalmasıyla kapatılan yazlık sinemaların yerini hiç bir TV kanalı tutamıyor sinema yıllarında ailecek bir yakınlık paylaşım çokluğu sohbet ortamlarının yoğunluğu varmış ailecek toplanılıp Veya arkadaşlarla bileşilip kol kola o cırcır böceklerinin sesleri arasında gidilen bir yazlık sinemanın yerini şimdilerde evde sadece 2 çift laf edilip T.V.  deki dizilerin karşısında uyuklayan bir baba ve anne PC başında zaman öldüren gençler mi aldı dersiniz?Gelin birlikte eski Türk filmlerine afişleriyle bir yolculuk yapalım mı?

 

 

 

  

HER ŞEYİYLE GERÇEKTEN DE RÜYA GİBİYDİ DOSTLAR   

   Sinema bir kültür hazinesidir ve nostaljik filmler bu yönden değerlidir    Ah o eski yazlık sinemalar film aralarında satılan gazozlar ve o zaman yeni moda olan bu gazozlarda çok değerliydi…

   Patlamış mısırlar ve annelerin sırf sinemada yeriz diye yapıp çantalarında getirdikleri sandviçler, kuruyemişler en çok da ayçekirdeği tüm bunlar güzel tabiide en güzeli gelirken beraberlerinde yüreklerini de, özlemlerini de getirmeleri… Ve o zamanın saf yürek insanları filmlerdeki kahramanlardan temiz yürekle etkilenip de evlerinde o gece ve ertesi sabaha hatta bazen ileriki zamanlarda taşınan bir olaydı bu sinemalarda izlenen filmlerdeki kahramanlar aileden birileri olup çıkardı    O posbıyık Hulusi Kentmen baba rollerinde ve Mürrüvet Sim ,Münir Özkul tüm karakter oyuncularının her sahnesi kare kare bakışlarına dek hayallerimizdeler bizden önceki kuşaklar bunu daha sıcak  yaşadı bizlerde yakın dolaylı yaşadık ama bizden sonrakilere de kalacak yetecek o  sıcaklık bence…  

   Kararlıyım… Bir gün imkânlarım elverirse bir mucize yapıp bir yazlık sinema açacağım ve içine en soldaki 2. locada hep bir mum yanacak yıllara doğru yayılacak ışığıyla… Evet sevgili okuyucularım sizleri bir şiirle baş başa bırakacağım o kadar derinden içten anlatmış ki bu konuyla da alakalı bir şiir 

 

 

KUŞ HATIRALARI

Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar
rüyalarımıza melekler uğrardı.
Kapımızdan yoğurtçu
bahçemizden ishakkuşu
kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi.

Kışın bir sobamız olurdu
sobanın yanında kedimiz
kedinin önünde yün yumağı
bir Hayat Bilgisi fotoğrafı gibiydik.

Yerli malı kullanan
yurdun üç tarafı denizlerle çevrili
kuru üzüm incir fındık
tütün çay narenciye kavun-karpuz yetiştiren
kuru üzüm ve inciri satan
karşılığında
çamaşır makinesi radyo ve otomobil alan
bir toprağın fertleri...
Biraz yoksul biraz mütevekkil
biraz mahcup biraz kırılgan
biraz naif ama hep umutlu...

Özlerdik.
Memleketteki halamızı
ince doğranmış bir dilim pastırmayı
yurttan sesler korosunu
akşam komşuluklarını
radyo tiyatrolarını
sabah ezanını
kalaycıyı bozacıyı
Münir nureddin şarkılarını
Orhan boran yarışmalarını
kandil gecelerini duvar sarmaşıklarını
bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını
okul önü koz helvalarını
akşam oturmalarını
ve hayatı...

Top oynardık
ip atlar kedi kovalar
taşlarla birbirimizin başını yarar
mahalle savaşları çıkarır
gece olunca da tutar babalarımızın elinden
yazlık sinemalara gider
Sadri Alışık Vahi Öz
Belgin Doruk Cüneyt Arkın seyreder
Olimpus gazozları içer
güler eğlenir bağırır çağırır
dönerken yıldızları sayardık.
Biz sıkı çocuklardık.

Hepimizin birer yıldızı vardı
onlara isim takardık
onlar da bize isim takardı
pus ve dumandan önce bu şehrin
geceleri göz kırpan ve isimleri takılan yıldızları
vardı.

Benim yıldızıma Mehlika adını vermiştik
biz kimseden yana değildik.

Kimsenin de kendinden yana olmasını istediği birileri
olmazdı
Bir değirmendeydik
öğütülen
öğütülürken türküler söyleyen
buğday başaklarına benziyorduk.
Ben
çorbalardan tarhanayı
yemeklerden kurufasulyayı
sigaralardan Harmanı
belki bunun için çok sevdim.

Yollar bozuk musluklar bozuk
ziller bozuk paralar bozuk
ama adamlar sağlam idi.

Bu şehrin yıldızları vardı.
Saçlarına kurdeleler takan
çivitle yıkanmaktan aşınmış beyaz çoraplarına
leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan
gözleri önünde
yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde
küçük çocukları vardı bu şehrin
bu şehrin yıldızları vardı.

Ben Fenerbahçe’yi amcam Vefayı tutardı.
Konya tahıl ambarı Mersin muz cennetiydi.
Taksimden Fatihe troleybüs kalkar
Şişhanede mutlak raydan çıkardı.
Vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı.

Muammer Karaca’nın adına bir tiyatro binası yoktu
bizzat kendisi vardı.

Başımız ağrırdı komşumuz vardı
gönlümüz daralırdı komşumuz vardı
Çorbamızı umutlarımızı
memleket kadar kalbimizi paylaştığımız komşularımız
vardı.

Geceleri bekçimiz
gündüzleri sütçümüz
bizim kadar zayıf da olsa
nohuta ve makarnaya alışmış da olsa
Sarman adında bir kedimiz
ceplerimizde kırık misketlerimiz
çamur bulaşığı ellerimiz
ve gülümseyen bir yüzümüz
kimseye göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
bir araya gelerek çektirebileceğimiz
bir aile fotoğrafımız vardı.


Bir sabah bütün iyi şeylerin
Ayvan saray iskelesinden
hayal ülkesine doğru demir alan
bir şirket-i Hayriye vapuru gibi
aramızdan ayrıldığını gördük
Sonra Ayvan saray’ın sularının çekildiğini yazdı
gazeteler.
Süheyla hanımın Raci beyin
Melahat mehveş ablanın
Niko’nun Ercüment efendinin çekildiğini ise
yazmadılar nedense.
Ama yok ama yoklar.

Ne Harman sigarası kaldı geriye
ne Olimpus gazozu
ne Sadri Alışık.

Kalan bir tortuydu belki.

Belki kırık bir rüya denizi
belki suya düşürdüğümüz suretimizin
cep aynamıza nüktedan bir yansımaydı her şey.
Her şey Maltepe sigarasının
hep arandığında
her bakkalda bulunabilmesi ile
büyüsünü kaybetmişti belki de .
belki de biz bir rüya mı görmüştük?

Hadi hepsi yalandı.
Hadi hepsi hayaldi.
Hadi hepsini ben uydurmuştum.
Ama rüyalarımızın melekleri
ve soframızın daim konukları kuşlar?
Ya onlar?
Onları siz de görmediniz mi?
Sizin de sofranıza konup
rüyalarınıza uğramadılar mı?
Onlar da mı yalandı?


İBRAHİM SADRİ

                          

Bir başka konuda buluşuncaya dek hoşça kalın ama dostça kalın

                                                  

Ayşegül Aşkım Karagöz

   

NOT: Bana ulaştırmak istediğiniz kitap dergi vs için adresim

P.K. 285 42002                      NALÇACI-KONYA    

 

 

 

 

 

 

 

     

        

 

Son Güncelleme (Perşembe, 01 Temmuz 2010 20:56)

 

Our valuable member Ayşegül Aşkım Karagöz has been with us since Cumartesi, 13 Aralık 2008.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Yazar bilgileri: Ayşegül Aşkım Karagöz

Bu yazar simdiye kadar 149 eser ekledi.daha fazla bilgi icin yazar bilgilerine gidiniz.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÜYELİK GİRİŞİ

KÖŞE YAZARLARIMIZ
мєнмєт Dคℓкคηคт
мєнмєт Dคℓкคηคт
maviiklimler yönetimi
maviiklimler yönetimi
Gelismis Istatistikler
Toplam Üye:2482
Aktif Üyeler:2477
Son Üyemiz:gxkpdkinf1983
Son Ziyaretçi:suleyman durmaz
İçerik:24668
İçerik Okunma:22009543
RADYO MAVİİKLİMLER
Günün Sözü
Sevmeyi bilmeyen, ölmeyi de bilmez.
ANONİM -

Friends Online