Ölümü öldüren sevgidir ancak

Ölümü öldüren sevgidir ancak

 “kişi sevdikleriyle birlikte haşr olacaktır”            

           Bize hayatı bahşeden sevgi olduğu gibi,  ölümsüzlüğü de  sağlayacak olan yine sevgidir. Bir anne kucağı sevgisi olmadan yaşayabileceğini düşünebiliyor musunuz herhangi bir canlının? Yavru bir ceylanın ormanın acımasız  kuralları ortamında nasıl hayatta kalabileceğini ya da yumurtadan yeni çıkmış yavru bir kartalın hayatta kalmayı nasıl başarabileceğini düşünebiliyor musunuz? Bu sadece bütün yaratılmış canlılara içgüdüsel olarak verilmiş gayri ihtiyari, vazgeçemeyeceği bir sevginin tezahürü. Onun için Anne sevgisine verilebilecek bir karşılık yoktur.  Sevginin en üst basamağındadır anne sevgisi, Tanrısal olanın dışında. Ve ölümsüzleşmiştir her annenin yüreğinde her dünyaya getirdiği çocuk.Velev ki o çocuk bütün çirkinliğiyle ihanet etmiş olabilse de… Ve anne sevgisi, Tanrısal olan sevgi denizinden dünyamıza düşen bir damladır ancak...           

          İçgüdüsel olanın dışında, dünyayı bir anne kucağı haline getirebilecek, mümkün olması zor olsa da, anne sevgisine en yakın mesafede bir sevgi dünyasını nasıl kotaracağız diye düşünebildiğimiz de, sanırım dünya daha bir yaşanılabilir hale gelmiş olacak .                       

         Doğayı,yeşili,çiçeği,böceği,kuşları,kuş cennetlerini,gülü,gül bahçelerini seven bir yüreği düşünelim.Bir karıncayı ya da bir çiçeği nasıl ezip geçebilir hoyratça,pervasızca.Bir annenin yavrusunu tepelemekten ne farkı olabilir eğer o yüreğe anne sevgisi sıcaklığında bir sevgi tomurcuğu ekebilmişsek. Bir koca ormanı  kül edebilecek ihmalkarlıklara nasıl düşebilir,bir kelebeği nasıl ezebilir parmaklarının arasında, ve taze bir fidanın insan canından çok da farklı olmayacağını nasıl göremeyebilir. Yeşilin ölümsüzlüğü ancak sevgisiz yüreklerden onu korumakla mümkün olacaktır veya sevgisiz yürekleri bir sevgi iklimine taşıyarak…           

        Zürriyeti olmayana idarecilik vermeyin demiş atalarımız. Çünkü sevginin en üst derecesi olan ölümüne sevdanın ne demek olacağını bilmez o yürek, ve acımasızdır, anlayamaz bir türlü karşılıksız vermenin ne olacağını, sevginin kendini, sevdikleri için feda etmekten ibaret bir insansı duygu ve haslet olacağını bir türlü idrak edemezler anne ve baba olamayanlar, mümkün değildir çünkü o sevdayı yakalamak…           

        Kalıcı dostlukların,arkadaşlıkların hamuru sevgiyle yoğrulmuştur. Tuğlaların arasında ki harç gibi bağlar dostları birbirine. Sevgiyle yoğrulmayan dostluklar ise ilk rüzgarda savrulup gideceklerdir. En küçük bir çıkar hesabı dostlukları sıradan tanışıklığa dönüştürecek merhabalardan öteye geçmeyen bir yalnızlığa itecektir sahte gülüşlerini. İdeolojik birlikteliklerin, siyasi beraberliklerin sevginin yanında adını bile anmak, onlara gereğinden fazla değer vermek demek olacaktır. Che guvarea’yı kübanın dağlarında ölüme mahkum bırakan bu günkü devlet başkanı değil miydi? Her devrim, sonrasında kendi evlatlarını yememiş miydi. Bütün bunları sevgisizliğin ölümcül yokluğundan başka ne ile izah edebiliriz ki. Sevmeyi ve sevilmeyi başarabilen yürekler ancak düşünce ve siyasi görüşleri de dahil kabul ettirebilirler kendilerini muhatablarına. Gerisi bir aldatmaca ve görüntüden ibaret, her zaman ihanet potansiyeli taşıyan birlikteliklerden başka bir keyfiyet ifade etmemektedir…                

       Sevda, sevginin idealize edilmiş halinden başka bir şey değildir. Sevgiyi sunmanın arz etmenin adıdır sevda. Sevgiyi yaşamaktır,yaşamak adına çırpınmaktır. Doktorluğu sevebilirsiniz, ama eğer onu sevdaya dönüştürmüşseniz doktor olmak zorundasınız demektir. Vatanınızı seversiniz, ama sevdalanırsanız onun yolunda ölmeyi dahi göze alırsınız ve siz ölürken onu diriltirsiniz, o da sizi ölümsüzleştirir. Her anne çocuğunu sadece sevmez, aynı zamanda ona sevdalıdır da. Tanrısal olana sevdalanmak O’na kavuşmak adına ölümü özlemektir aslında. Mevlanada ki şeb-i aruz duygusu böyle bir sevdanın tezahürüdür. Yunus'u ve Mevlana'yı ölümsüz kılan yüreklerinde taşıdıkları karşılıksız ve bitmeyen insan sevgisi değil midir ?...             

        Sevmek,sevgiyi sevdaya dönüştürmek,sevgili olmak,sevgili olarak kalabilmek kolay söylenen ama zor yaşanılan bir gerçeklik. Sevgili Ahmet, sevgili Mehmet, sevgili Selma, sevgili Sibel gibi ifadelerimiz söylemlerimizin önünde her zaman çokça kullandığımız hitap şeklimiz. Acaba ne kadar sevgiyi emeğe dönüştürebiliyoruz o sevgililerin arkasından. Kaç dakikamızı ayırabiliyoruz, ne kadar zihnimizi meşgul edebiliyoruz, diğer meşguliyetlerimiz içinde ne kadar önceleyebiliyoruz sevdiklerimizi. Vereceğimiz cevaplar sevgimi yoksa geçici bir alakadan mı ibaret yoksa bir tanışıklık düzeyinde mi sevgimiz belirginlik kazanacaktır.             

        Sevgisiz bir dünya, nasıl ki  cehennemî bir ölüm makinasına dönüşüyorsa, sevgisiz başlayan en küçük birlikteliklerin  bile nasıl bir cehennem azabına dönüşeceğini bilmem söylemeye gerek var mı. Sevgisiz yürekler bilerek veya bilmeyerek kendilerini öldürürken etraflarına da nasıl bir ölümcül saldırı da bulunduklarının farkında mıdırlar bilmiyorum  ama sevginin sevgisizliğe karşı yine sevgiden başka silahı olmadığını biliyorum. Ve ölümsüzlüğe giden yolun sevgiden geçtiğini, mezarlığın ötesindeki dünyada ancak sevgililerin el ele tutuşabileceğini, ve Tanrısal bir değer taşıyacağını çok ama çok iyi biliyorum. Adım gibi…  

 

Mehmet DALKANAT  

Haşr: Diriliş günü  (Mahşer)

Son Güncelleme (Pazar, 16 Eylül 2007 03:27)

 
Yazar: Mehmet DALKANAT

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Yazar bilgileri: мєнмєт Dคℓкคηคт

Bu yazar simdiye kadar 142 eser ekledi.daha fazla bilgi icin yazar bilgilerine gidiniz.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÜYELİK GİRİŞİ

KÖŞE YAZARLARIMIZ
мєнмєт Dคℓкคηคт
мєнмєт Dคℓкคηคт
maviiklimler yönetimi
maviiklimler yönetimi
Gelismis Istatistikler
Toplam Üye:2479
Aktif Üyeler:2473
Son Üyemiz:maximowallace7076
Son Ziyaretçi:suleyman durmaz
İçerik:24693
İçerik Okunma:24545145
RADYO MAVİİKLİMLER
Günün Sözü
Düşünceler güçle,top ve tüfekle asla öldürülemez.
Kemal Atatürk -

Friends Online