EVRENSEL DEĞERLER VE DENGELER

EVRENSEL DEĞERLER VE DENGELER

.

"Şüphe yok ki Yaradan insanlara zulmetmez fakat insanlar kendilerine zulmederler....."

.

Bu gün artık makro alemden en küçük mikro çekirdeğin yapısına kadar üstün bir zekanın parmaklarının gezdiği ve insan aklının aciz kalacağı kadar, hassas dengelerin ve bir yaratılış mücizesinin var olduğu biliniyor. Zeka sahibi, akıl sahibi her insan, artık bir yaratıcının varlığını kabulleniyor ve ona inanıyor.

Kozmik dünyanın varlığı, Yaradanın koymuş bulunduğu kurallar çerçevesinde kendi içindeki dengeleri bozmadan, şimdilik devam edip gidiyor. Yeryüzü ve içindeki hayat ise maalesef insanoğlunun müdahelesine maruz kalacak şekilde dizayn edilmiş. Ekolojik denge olarak tabir ettiğimiz, Yarada’nın koymuş bulunduğu dengeler, maalesef insan denen yaratığın, kendine tanınan özgürlükleri, yanlış kullanmasının sonucu, günden güne olumsuza doğru değişim gösterme temayülünde bulunuyor.

Kutuplarda ki karbondioksit gazının emisyon hacminin düşmesi, atmosferde karbondioksit gazının fazlalaşmasına sebeb olmaktadır. Ne bitkilerdeki fotosentez olayı, ne de başka bir denge, karbondioksit gazının atmosferdeki çoğalmasını durduramamaktadır. Bu nedenle Küresel ısınma dediğimiz felaket, adım adım yaklaşırken, doğadaki farklı dengelerde, yine insanoğlunun yeryüzünü yanlış tasarruf etmesinden dolayı bozulmakta, gelecek kuşaklarımızı nerden, nasıl ve ne zaman geleceği belli olmayan bir felaketin, kucağına doğru itmektedir.

Bozulan sadece ekolojik dengeler mi acaba?...Ve ya ekolojik dengeleri de zorlayan sağlıklı ve sıhhatli büyümeyen bir insan varlığının halet-i ruhiyesi midir?...Kurumsal aile yapısının iflasıyla, yeni nesil genç kuşağını kaybeden ve yeniden oluşturmakta büyük sıkıntılar yaşayan Avrupa, ne zamana kadar ithal bir insan gücüyle ayakta kalma mücadelesi verecektir?...Kendi bünyasine aldığı, ithal zinde kültürleri de çok kısa bir zaman diliminde, kendine benzeten ve bir veba salgını gibi yaygınlaşmasına sebeb olacak bu gidiş, hangi dengeleri bozarak, yeryüzünü yaşanılmaz bir cehenneme döndürecektir?...

Çözüm, vakit çok geç olmadan, var olan tek alternatif, İlahi öğretinin temel referanslarını, tüm insanlığın temel ilkeleri haline getirmekledir. Bunu için öncelikle ilahi öğretiyi, geçmişin karanlık dehlizlerine mahkum eden kaba softa, yobaz zihniyetlerin, tekelinden kurtarmak gerekmektedir. İlahi öğretiyi, tüm insanlığa mal edecek, aydın düşünen ve çağdaş yorumlarıyla dengeleri yeniden sağlayacak, fikir ve düşünce adamlarını üretmek gerekmektedir. "el-umera ve'l-ulema" yani idareci ve bilginlerin ortak hareket ederek insan neslinin geleceği için, acil önlemleri düşünmemeleri halinde, kendi kıyametimizi kendimiz hazırlayacağız demektir. Çünkü İlahi öğreti, İnsan hayatına zarar verecek, üretim tüketim ilişkilerinden tutunda, sosyal ilişkilere kadar her türlü eylemi yasaklamaktadır. İlahi öğreti, ne bir ibadetler manzumesinden ibarettir, ne bir anayasa kitabıdır, nede bir yönetim biçimi önerir. O insanlığın hak,adalet ve özgürlükler bağlamında ihtiyaç duyduğu, tüm ahlaki ilkeleri içerir ve referans olarak sunar. Ve kesinlikle herhangi bir zorlama, mecburiyet ya da zorbalığa izin vermez. Ne tutacağımız oruç, ne kılacağımız namaz ne de cebimizdeki paraya Yarada’nın ihtiyacı yoktur. Ama bizim kendi ruhsal dengelerimizin sıhhati açısından,  böyle öngörülmüştür ve daha nice bilmediğimiz hikmetleri vardır.

Tüm kosmosu ve yeryüzündeki en hassas dengeleri yaşanılabilir bir biçimde düzenleyen yüce Yaratıcı’nın, onların üzerine bir efendi olarak tasarladığı insan neslini, başı boş bırakabileceğini düşünebilir miyiz?...Hayır asla ve kat’a. Ancak yine O’nun bize bahşettiği akıl,izan,idrak,muhasebe, muhakeme ve murakebeyi çok iyi kullanarak, başkalarının malzemesi veya sermayesi haline getirilmiş bulunan ilahi öğretiyi, fazlalıklarından ve kirlerinden soyutlayarak  en saf ve en masum haliyle ve bütün ihtişamiyle din tacirlerinin elinden kurtarıp tüm insanlığın hizmetine sunmak zorundayız. Tüm Elçiler bu ruhsal dengesi bozulmuş, zavallı ve ahmak güruhun üzerine gönderilmemiş midir?

21. yüzyılın başlarından itibaren bu gereksinim kendisini çok açık bir biçimde ortaya koymuş bulunmaktadır.İslamın gelenekçi kanadının tacirleri adeta beşyüz yıldır dondurulmuş bir  vaziyette devam ettirilen  bu islamı anlayışın bereketinden istifade etmeyi halen sürdürüyorlar ve sürdürülmesi içinde ellerinden gelen bütün imkanları kulanıyorlar. Bu tacirler gerek siyasi kanadın temsilcileri olarak gerekse cemaat faaliyetleri olarak gerekse de ticari olarak ekonomi,eğitim,sağlık kurumlarında   kapitalizmin acımasız ahlaki kurallarını gelenekçi islamı anlayışı bırakın gölgesinin bile izin vermeyeceği bir acımasızlık,ihtiras ve iştahla hayata geçirmekten rahatsızlık duymamaktadırlar.  Kapitalizmin bir alt klasörü olarak yaşamayı kendileri için bir din haline getiren böyle bir anlayışın her ne kadar namaz ,oruç, haç v.b gibi ortak ritüelleri bulunsa da gerçekte böyle bir duruşun gerçek dinle peygamberle Allah’la her hangi bir yakınlığı bulunmayacağı gibi   gerçek bir dini söyleme karşı bu duruşun ebu cehilden daha şifddetli ve acımasız bir muhalefet ortaya koyacağı tarihsel gerçekler açısındanda malum olmayan olaylardan değillerdir. İşte tam bu noktada  kapitalizmin bir alt klasörü olarak yaşamayı kendileri için bir onur izzet ve şeref sayan bu tür İslami parti, grup,cemaat,tarikat,dernek kurum kuruluş her neyse Kürsel sermaye sahiplerinin dikkatini çekmekte gelecekle ilgili yeni projeler için iştahlarını kabartmaktadırlar.Paranın,mülk sahibi olmanın,güç sahibi olmanın,hegemonyanın mecnunu,meczubu ve zebunu olmuş bu gürühun gerekirse ellerindekini kaybetmemek adına en büyük zulümleri işleyebilecekleri gibi akıl almaz ihanetlerin içinde olabileceklerini de unutmamak gerekmektedir. Gerçek muvahhitler aç kalma pahasına her türlü acıyı ekmeğine katıp yakıp ilahi öğretiyi her şeye rağmen haykıran gönüller söyleyen diller olmaktan geri durmayacaklardır.

Yaşanılabilir bir dünya da kalabilmek için başka bir seçenek, başka bir yol, başka bir alternatif bulunmamaktadır. Arandığın da kendi kültür ve medeniyetimizin içinde güzel örnekler bulunabileceği gibi, İlahi öğetinin kendi içinde de gerçekler saklı tutulmaktadır. Ne mutlu o gerçeği yakalayan aydınlık zihinlere, ne mutlu evrenle uyum içinde yaşamayı becerebilen sağlıklı ve sıhhatli gönüllere…

.

Mehmet  DALKANAT

 

Son Güncelleme (Salı, 23 Ağustos 2011 17:06)

 
Yazar: Mehmet DALKANAT

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Yazar bilgileri: мєнмєт Dคℓкคηคт

Bu yazar simdiye kadar 142 eser ekledi.daha fazla bilgi icin yazar bilgilerine gidiniz.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÜYELİK GİRİŞİ

KÖŞE YAZARLARIMIZ
мєнмєт Dคℓкคηคт
мєнмєт Dคℓкคηคт
maviiklimler yönetimi
maviiklimler yönetimi
Gelismis Istatistikler
Toplam Üye:2479
Aktif Üyeler:2473
Son Üyemiz:maximowallace7076
Son Ziyaretçi:omerekincimicingirt
İçerik:24695
İçerik Okunma:24561328
RADYO MAVİİKLİMLER
Günün Sözü
Para iyi bir uşak, kötü bir efendidir.
BACON -

Friends Online