ŞİİR ÜZERİNE1 (DİL VE İMGELER)

ŞİİR ÜZERİNE  1 (DİL VE İMGELER)

   

         Çok şeyler yazılmıştır elbet şiir üzerine bu güne kadar. Ne kadar yazılmışsa ne kadar tanımlanmışsa o kadar da şiir tarifi olduğu ve fakat şiirin tam karşılığı olmadığı da anlaşılmıştır. İnsanlık tarihiyle özdeş olduğunu sandığımız şiirin varlığı üzerine bir seri yazılar yazmayı düşünüyorum bu yazımdan başlayarak.

  

         Çağlar boyu insanın kendini anlatması sözle yada yazıyla bitmemiş. Kimi zaman resimle kimi zaman müzikle kimi zaman heykeltıraşlıkla bir şekilde kendini ifade etmeye çalışmış insanlık. Acaba neden? Neden söz ve düz yazı yetmemiş. Yetmemiş çünkü insan her şeyi her yerde bütün açıklığıyla söyleyememiş bazen. Bazen söz ve düz yazılar kifayet etmemiş kendini anlatmaya. Sanatın gizemliliği içinde kendini ifade etme yolları aramış insan. İşte şiir de bu ifade yollarından biri olmuş insanlık tarihi içinde. İnsan aşkını söyleyememiş açıklıkla, şiirle ifade etmek zorunda kalmış. Eleştirememiş can korkusundan, şiirin gizemliliğine sığınmış. Övmek istemiş sevdiklerini, şiirin sır dolu dünyasına dalmış. Elbette şiirin kendine ait gizemliliğini oluşturan  dili sayesinde başarılmış bütün bunlar. Nedir bu dil derseniz işte esas işin hikmeti burada başlamaktadır. Bu kadar sır dolu gizemliliği sağlayan ve çağlar boyu şiirin gücünü koruyan bu dil nasıl bir niteliğe sahiptir ki varlığını koruyabilmiş.

 

         Şiirin belirsizliğini rüyalarla gerçekler arasında bir yerde kalmasını sağlayan en önemli özelliklerinden biri İMGELER. Söylenmek istenenin bir sembole bir eşyaya bir nesneye dayandırılarak ifade edilmesidir imgeler. Şair gül demiştir dizelerinde ama söylenmek istenen gülün çok ötesinde bir anlam içermektedir. Şiirin tarihi gelişim süreci içinde kendi içinde geliştirilen imgeler çok çeşitlilik arz etmektedir. Bazı imgeler o derece standartlık kazanmıştır ki artık şiir dilinde aleni açıklık ifade etmektedir.. Bazı imgeler ise şairin kendisine has kullanılmıştır. Başka bir şairin dilinde aynı imgeler farklı anlamda kullanılabileceği gibi ortak bir dil de oluşturulmuş olabilmektedir. Ayrıca her dönemin kendine has bir şiir dili ve imgeler dünyası da oluşmuştur. Divan edebiyatındaki belirgin ve standart imgeleri günümüz post modern şiirinde bulmamız mümkün değildir. Çağdaş insanın kalabalıklar içinde ki kaybolmuşluğunu ifade etmeye çalışan postmodern şiir de imgeler de flu ve zor anlaşılır bir şekle bürünmüştür. İmgesiz bir şiir şiirselliğini azaltacak ve giderek düzyazıya yakınlaşarak şiir olma vasfını kaybedecektir. Şiirdeki duyguyu bize yansıtacak ve yaşatacak en önemli unsurdur imgeler.

 

        Mevlana acaba niçin konuştuğu dili değil de Farsçayı kullanmıştır şiir dili olarak diye düşünürsek buna bir cevap bulmamız gerekmektedir. Tam aksine Yunus Emre sade ve halk dilini kullanmaya özen göstermiştir. Çünkü Mevlana kendi döneminde bir halk birlikteliğinden çok bir devlet bütünlüğünü yaşamıştır. O zamanın evrensele en yakın edebiyat dili Farsça olduğu içinde Farsçayı kullanmıştır şiirinde dil olarak. Avamdan çok havasa hitap etmiştir Mevlana. Selçuklunun siyasi gücünü bir medeniyet ve kültür bedenine dönüştürmenin edebiyatıdır Mevlana ve döneminin şiiri. Belkide erken bir Osmanlı versiyonudur Mevlana ve dönemi.Ve sadece Mevlana değildir o dönemde şiir dili olarak Farsçayı kullanmış olan şair. Yunus emre ve çağdaşları ise Anadolu bütünlüğünün korunmasının elzem olduğu bir dönemde yaşamış şairlerdir ve halka en yakın dili kullanmışlardır. Osmanlı dönemi imparatorluk politikalarının edebiyata da yansıdığı bir dönemdir ve Osmanlı kendisine ait olan bir evrensel dili kullanmıştır şiirinde. Osmanlıca yı. Bir zamanların Fransızcası bu günün İngilizcesi gibi. Cumhuriyet dönemi şiiri ise millileşmenin bir gereği olarak Öz Türkçe ye ve halk diline yönelmiş ve hala bu süreç şu aşamada da devam etmektedir.

 

        Şiirde kullanılan dil olsun, imgeler olsun  demek ki tek başına bağımsız hareket etmemektedir. İçinde yaşadığımız toplumun siyasi varlığından tutunda, gelecekle alakalı hedeflerine kadar görünmez bir refleksle kendini ayarlamakta ve kendi edebi mecrasını oluşturmaktadır. Ancak bunu biz çağın kendi içinden görememekteyiz. Belki bizden yüz sene sonraki nesil bunu görecektir. Ve bu günün şiiri ve şairleri bu gerçekliği yakalayan toplumun bağrından kopmuş üstad kalemlerden oluşacaktır.

   

Mehmet  DALKANAT

 

 

 

 

imge: yazınsal ürünlerde, özellikle de şiirde dile getirilmek isteneni daha canlı, daha etkili, duyumsanabilir, göz önüne getirilebilir bir biçimde anlatmak için, onunla başka şeyler arasında bağlantı kurularak zihinde canlandırılan yeni biçimler, imge olarak adlandırılır. imge, dış dünyadan alınan öğelerle oluşturulur. dış dünyanın, duyumsamaların ve izlenimlerin zihinde görüntüye dönüşmesi, resimsel bir değer kazanmasıdır.

imge: sanatçılarını düş güçleri ile yarattıkları, duygu ve düşüncelerle ilgili kavramları da içeren, aynı zamanda simgesel nitelik gösteren zihinsel görüntü.

imgelem: 1. önceden görülmüş varlıkların, yaşanmış olayların zihinde canlandırılması. 2. yeni varlıklar, olaylar yaratılması, konular bulunması.

imgesel: 1. imge ve imgeleme ile ilgili. 2. bir sözcüğün genel kullanımının dışında kalan ancak imge gücü ile kavranabilen anlamı.
 

  

“Güzel sanatların en üstünü ve en zor olanı şiir sanatıdır.” Friedrich Hegel

 

“Şiir, sözcükler dinidir.”   Mallarme

 

“Şiir gizlemek ve seçmek sanatıdır.” Chateaubriand

 

“Şiir anayasaya aykırıdır, doğanın ahlakı kovduğu yerdedir, yasadışıdır.” Cemal SÜREYA

 

“Şiir, büyük zekaların rüyalarıdır.” Lamartine

 

“Bir şiir yalnız o şiire giren değil, bir de girmeyen sözcüklerden meydana gelir.” Salah birsel

 

“Şiir sıradan bir dil değildir. Şiir düzyazıya çevrilemeyen dildir.” Ahmet HAŞİM

 

“Kolayca okunabilen bir şiirin, kolayca yazıldığını mı sanıyorsunuz?” Orhan VELİ

 

“Akılsız şiir, kafasız kalmış Danton gibidir.” Can YÜCEL

 

“Şiirin düşmanları bu meslektekiler, ya da müşteriler arasında değil, şairin kendi içindeki uyum eksikliğindedir.” Pablo Neruda

 

“Şairin şiiri, onun kişiliğidir, bütün hayatıdır. Bu anlamda şiirsel yapının, nerdeyse organik bir şey olduğunu düşünüyorum. Yaşayan, kımıldayan, soluk alıp veren canlı bir organizma.” Ataol BEHRAMOĞLU

 

“Ne masayı anlatacağım diye masa sözcüğünü kullanacaksınız, ne kuşu anlatacağım diye kuş sözcüğünü, ne de aşkı anlatacağım diye aşk sözcüğünü.” Jean Cocteau

 

“Gizli şiir sayısı, gizli işsiz sayısından aşağı değildir. Birçok şiirler varlığını duyuramaz, kendilerine bir elin uzanmayışına sessizce katlanırlar.” Behcet NECATİGİL

Son Güncelleme (Pazartesi, 29 Ağustos 2011 22:53)

 
Yazar: Mehmet DALKANAT

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Yazar bilgileri: мєнмєт Dคℓкคηคт

Bu yazar simdiye kadar 142 eser ekledi.daha fazla bilgi icin yazar bilgilerine gidiniz.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÜYELİK GİRİŞİ

KÖŞE YAZARLARIMIZ
мєнмєт Dคℓкคηคт
мєнмєт Dคℓкคηคт
maviiklimler yönetimi
maviiklimler yönetimi
Gelismis Istatistikler
Toplam Üye:2421
Aktif Üyeler:2415
Son Üyemiz:MichaelSobre
Son Ziyaretçi:nursen
İçerik:24691
İçerik Okunma:24154445
RADYO MAVİİKLİMLER
Günün Sözü
Ayılar eti, kokutmadan yemezler.
Seyrani -

Friends Online