GÜNLÜKLERİMDEN

YÜREĞİM NASIRLAŞMAYA BAŞLADI

  

       On iki gündür yazmıyorum. Bu arada çocuklarla açık görüş yaptım. Çocuklarımın gözlerinde ilk defa gözyaşı damlalarının oluştuğunu gördüm. İlk defa kendi acılarımı unuttum. Babasızlığın çocuklar için ne olabileceğini düşündüm. Çocukların annesi ilk  defa buğulu gözlerle bakıyordu gözlerime. Nemli, ıslak ve umutsuz. Moral vermeye çalıştım ama olmadı. Ancak kendi gözyaşlarımı tutabildim. Sabır tavsiye ettim.Başka da önemli bir şey olmadı, bu on iki gün içinde. Bu gün hastaneye diş doktoruna çıktım, başı dik ve neşeli olmaya çalışarak.

 

         Çaydanlığın kireç tutması gibi yüreğimde artık nasırlaşmaya başladı. Artık zindanı hissetmiyorum. Sabahları acı da duymuyorum artık. Zamanla her şey önemini yitiriyor yavaş yavaş. Üç ay, beş ay, beş sene fark etmeyecek galiba. Yarın mahkeme günü, ama hiç umurumda değil. Bir değişik gün olacak o kadar. Zindanımı akşama özleyeceğim.

 

          Yaklaşık beş ay oldu ben zindanı tanıyalı. Doğrusu merak ediyorum. Bu bir alışma süreci olduğu için mi sıradanlaştım, yoksa kişiye mahsus bir süreç sonucu mu bu oluşum gerçekleşiyor. F tipi hücrelere benzer yerlerde kaldığımız için bunu tahlil edemiyorum. Zindan arkadaşlarım ise yeterli denek özelliklerini taşımıyorlar. Bence kişinin kendi irade gücüyle alakalı bir bir süreç gibi geliyor bana. Yüreğimi zindanın balyozunun altına verdiğimi ve dayanıklılığını artırdığını düşünüyorum. İlahi iradenin üzerimdeki nefesini hissediyorum. O’na teslim olmanın dirilişini yaşıyorum. Yüreğim zindanın balyozlarının altında bu inançla sağlam kalabiliyor. Yüreğimin acıların ateşinden kor halini aldığını hissediyorum. Balyoz vurdukça şekilden şekile giriyor yüreğim. Ve o hale geliyorum ki artık, ne balyozu hissediyorum ne ateşi. Yüreğimin artık ateşten korkmadığını anlıyorum. Beynimin tüm labirentlerini gezdim. Aydınlatmadığım koridoru kalmadı. Her köşesine bir meşale astım. Henüz ulaşamadıklarım var mı bilmiyorum. Çünkü süreç devam ediyor.

 

           Zaman ve mekan hayatımın dışına çıkmışlar gibi. Mevsimleri kaybetmiş gibiyim. Namaz saatlerinin değişmesi dışında 24 saat hep aynı 24 saat. Gün ne uzun ne kısa. Hep 24 saat. Yüreğimin güm gümlerini hala hissediyorum. Bu seslerin de çok yakın bir zamanda kesileceğini  bir ses bana söylüyor. Bir gün o güm gümleri de duymayacaksın.

           

            Dünyaya yeni doğmuş bir kartal yavrusu gibi, yeni hayatımı tanımaya çalışıyor, tanıdıkça ona alışıyor, alıştıkça kendime güven duymaya başlıyorum. En küçük bir tehlikle sezdiğim de , kartal yavrusunun yuvasına koştuğu gibi, bende kendi yuvama sığınıyorum. İlahi iradeye tutunuyorum. Oradan besleniyorum. Oradan güç alıyorum. Orada ferahlıyor, hayata yeniden başlıyorum. Bir olağanüstülük olmazsa böyle iyi gidiyor. Sürecin ötesini bilmiyorum. Geçmişim de hayal gibi geliyor bana. Hep bir an’ı yaşıyorum. Zindanın bitmek bilmez gibi görünen an’ını.

 

           Levh-i mahfuzda yazılı olanlar neler acaba. Ne zaman yazıldılar. Geçmiş yok ki yazılsın. Gelecek de yok. Levh-i mahfuz o an’ın adı mı acaba. Kader; geçmişte ve gelecekte olmayan kader, o an’ın adımı acaba. Dualar yakarışlar o an’ı değiştiremez mi? Zamansız ve mekansız bir boyutun geçmişi ve geleceği olur mu? Öyleyse her an değişemez mi, dönüşemez mi?...

  

Mehmet DALKANAT

12 ŞUBAT 2001

Pazartesi 23.30  

Son Güncelleme (Çarşamba, 03 Ekim 2007 01:01)

 
Yazar: Mehmet DALKANAT

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Yazar bilgileri: мєнмєт Dคℓкคηคт

Bu yazar simdiye kadar 142 eser ekledi.daha fazla bilgi icin yazar bilgilerine gidiniz.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÜYELİK GİRİŞİ

KÖŞE YAZARLARIMIZ
мєнмєт Dคℓкคηคт
мєнмєт Dคℓкคηคт
maviiklimler yönetimi
maviiklimler yönetimi
Gelismis Istatistikler
Toplam Üye:2421
Aktif Üyeler:2415
Son Üyemiz:MichaelSobre
Son Ziyaretçi:nursen
İçerik:24691
İçerik Okunma:24154416
RADYO MAVİİKLİMLER
Günün Sözü
Ayılar eti, kokutmadan yemezler.
Seyrani -

Friends Online