ŞİİR ÜZERİNE 2 (BİÇİM)

ŞİİR ÜZERİNE II (BİÇİMSELLİK)
  
           Şiirde biçimsellik dendiğinde elbette hemen şiirin özü yada iç muhtevası nedir sorusu da akla gelecektir. Bu yazımda öz üzerinde durmayacağım. Daha çok şiirde biçim denilince neleri düşünmeliyiz, şiirin görünmeyen yüzünden çok dışsal ve görünen özellikleri nelerdir, irdelemeye çalışacağım.
 
           Şiirde kullanılan dil, ilk gözümüze çarpan dışsal özelliklerinden biri. Bir önceki yazımızda  genel olarak kısaca bahsetmiştik ama yeterli olacağını sanmıyorum. Şiirde kullanılan iki türlü dil olduğunu söylemiştik. Bunlardan bir tanesi Türkçe olarak kullandığımız dildir. Yani ana dilimiz olarak konuştuğumuz filolojik anlamdaki dil. Şiirde kullanılan bu dilin öz Türkçe kelimelerden seçilmiş olması gerektiğini savunanlar olduğu gibi, konuşma dili, lehçesi hatta farklı etnik yapılara ait kelimelerin dahi kullanılmasında sakınca görmeyenlerde bulunmaktadır. Bir dönemin soyluları için yazılmış olan ve halkın konuştuğu dilin çok uzağında kalmış divan şiirini şimdilik konumuzun dışında tutuyoruz. Günümüz şiirinde bence dil konuşulan dil olmalıdır. Herkesin rahatlıkla anlayabileceği günlük hayatın içinde anlaşılabilir kelimelerden kurulmalı şiirin yapısı. Bu konuşulan dilin içinde Öztürkçe kelimeler var olacağı gibi, Arapça, Farsça ve çağdaş dünyanın ortak kullandığı yabancı kelimelerde olabilir. Yeter ki halk bu kelimeleri konuşma dilinin arasına katmış, kazandırmış olsun. Ancak bunu böyle düşünürken dilin kendisine ait özgün yapısının korunması gerektiği noktasındaki hassasiyetleri de bir kenara atmak istemiyorum. Yani kesin ve keskin kurallar koyarak şiirin dilini gereksiz asabiyetlerle mahkum etmemek gerekir diye düşünüyorum. Dil kendi mecrası içinde gelişimine devam etmeli hatta şair ve yazarlar buna yön veren kişiler de olmalıdırlar…
 
            Şiirde birde ikinci bir dil vardır ki bu onu düz yazıdan ayıran en önemli biçimsel özelliğidir. Bu dil şiirin kendi dilidir. Türkçedir ama normal diğer yazınsal ürünler de var olan anlamın ya da dilin çok ötesinde şiirin sadece kendisi içinde anlaşılan ve geçerli olan bir ayrı dildir. Kelimelerin ya da nesnelerin görünen anlamlarının dışında düz mantığının dışında anlaşılması ve çözümlenmesi gereken farklı bir dil. Özellikle serbest şiir tarzında yazılan hatta bu gün artık düz yazısal şiir diye ifade edebileceğimiz modern şiir ya da post modern şiir anlayışının içinde bu şiir dilinin var olması günümüz şiirinin olmazsa olmazlarından biri haline gelmiştir artık. Günümüz  modern şiir anlayışı sokağın dilini, konuşulan dili almakta ama onu kendi şiir diline dönüştürerek kullanmaktadır. Şimdi Hava köseoğluna ait sitede ki son şiirlerden birini alalım. “Bodrum sokaklarında yalınayak dolaşır ruhum /Dökülen gazelleri toplar gözlerim”. Dizelerine düz mantıkla bakarsak pek bir anlam çıkmayacağı açık. Ve fakat şiirin o kendisine has diliyle bakarsak çok daha değişik kelimelerle şiirin poetikasını anlatabileceğimiz bir anlam yoğunluğu olduğunu görmek de mümkün. Bu o kadar günümüz şiir anlayışında zaruret haline gelmiştir ki hece ile yazan Abdurrahim Karakoç’un Mihriban şiirinde ki “Lambada titreyen alev üşüyor” dizesi adeta şiirin kendisi olmuştur. Ve hecenin düz mantığını savunan şiir eleştirmenleri bile gık diyememektedirler. Hal böyle olunca günümüz şirinde şiir dilini yakalamak şairin olmazsa olmazlarından biri haline gelmiş demektir.
 
             Günümüz şiirinin biçimsel özelliklerinden biri de anlam bütünlüğüdür. Her ne kadar günümüz şiiri yoğun bir imge kurgusu içinde seyrediyor olsa da, bir şeyi anlatmaktan çok o şeyin anlam kurgusunu oluşturmak gibi zor bir işlevli üstlenmiş olsa da, şiirin kurgusu içindeki öznesi bilinmeli fark edilmelidir. Aksi takdirde şiir üzerine yapılacak bir yorum gereği bile ortadan kalkmış olabilmektedir. Anlatımın öznelliği, imgeleşmiş nesnelerin yerinde  kullanılmış olup olmadığı, ifadenin gücü ancak bu anlam bütünlüğünün belirginliğiyle açıklık kazanacaktır.
 
          Biçimsellik açısından şiirdeki ritm ve ses veya iç musiki, ses ahnegi olarak da konuşulan özeliğinden de bahsederek bu günkü yazımı bitirmek istiyorum. Çünkü bu tür sitelerde uzun ve anlaşılması zor yazıların pek okunmadığı gibi bir izlenim var. Sonrasında asıl ana biçimsel farklılık olarak bildiğimiz halk şiiri hece şiiri divan şiri ve modern şiir anlayışlarını teker teker incelemeyi düşünüyorum. Hatta şiirin tarihsel süreci içerisindeki kırılmaları ve değişimleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
 
           Şiirde ki iç musiki ses ve ritm nedir nasıl fark edilir? Nasıl sağlanıra cevap veremeyeceğim. Bu tamamiyle kelime ve hatta hecelerdeki sesle ve uyumuyla alakalı bir armoninin oluşumu demektir. Vurgulamaların, noktalamaların ve durakların yerinde kullanılması şiirde bu iç musikiyi etkileyen önemli argümanlardır. Hatta dilbilgisi kurallarının yerinde kullanılışı zaman kiplerinin uyumu, eklerin benzeşmesi, yüklem özne ve edatların farklılık arzetmesi, yer değiştirmeleri ve bunların bir düzenek içinde hazırlanması şiirin okunuşunu değiştirecek anlam kaymalarına sebeb olmayacak şekilde ki değişimler biçimsel olarak güzelleştirecektir. Bir dize ile bir başka dize arasındaki ses benzeşmesinin nerde nasıl ne şekilde   kurgulanacağı tamamiyle şairin şiir hakkındaki geçmiş birikimlerine deneyimlerine ve bilgilerine bağlı olarak teşekkül edecektir.
 
            Bu bağlamda Fuzuli’nin şu güzel özlü sözüyle yazımıza son vermiş olalım. "İlimsiz şiir, harcı ve hesabı olmayan duvar gibidir".
  
Mehmet DALKANAT

Son Güncelleme (Perşembe, 29 Eylül 2011 15:36)

 
Yazar: Mehmet DALKANAT

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Yazar bilgileri: мєнмєт Dคℓкคηคт

Bu yazar simdiye kadar 142 eser ekledi.daha fazla bilgi icin yazar bilgilerine gidiniz.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÜYELİK GİRİŞİ

KÖŞE YAZARLARIMIZ
мєнмєт Dคℓкคηคт
мєнмєт Dคℓкคηคт
maviiklimler yönetimi
maviiklimler yönetimi
Gelismis Istatistikler
Toplam Üye:2429
Aktif Üyeler:2423
Son Üyemiz:auroragreene2383
Son Ziyaretçi:caniyisever
İçerik:24686
İçerik Okunma:23826467
RADYO MAVİİKLİMLER
Günün Sözü
Dost acı söyler.
ANONİM -

Friends Online